Ana içeriğe atla

BAYRAM FIRTINASI

 

Bayramın 3.günü uyandığımda fırtınada sahile vurmuş gibi hissettim. Bir gün önce denize gidip, yüzüp-güneşlenince, ani geçiş şaşırttı :-)


Güne fasülye ve bamya ayıklayarak başladım, sarma sardık, evdeki sökük olan şeyleri dikerek bitireceğimi düşünüyordum ki neyse olmadı. Gerçi sebze ve balık ayıklamayı severim. Terapi gibi gelir bana. Özellikle bamya, mantar. Tuhaf olduğumu düşünürdüm bu yüzden, değilmişim değilmişim :)  Elif Şafak'ın bir yazısını okumuştum, Hindistan da da bu yöntem kullanılıyormuş. Onlar pirinç ayıklıyormuş :) Neyse,  Allah huzur içinde yatırsın anneannem gibi hissettim o gün  :) Boş durmayı hiç sevmediği için, yapacak bir şey bulamazsa dolaptaki pirinç, mercimek vs. ayıklar kaldırırdı, dikilecek-tamir edilecek şeyleri dikerdi. Benzetme şakaydı tabi, onun kadar çalışkan hiç bir zaman olamam.

Hava kötü olduğu için dışarı da çıkamadım, apartmandaki teyzelerden birkaçını ziyarete gittik. Yaşlıları da severim, hoşuma gitti. Hep sözü geçen 'eski bayramlar' gibi bir gündü. Internet de arızalandı o gün, öyle çok girmiş ki hayatımıza, elektriğin olmaması gibi bir şey. Oyuncağı elinden alınmış çocuk mutsuzluğu çöküyor insana. Teknoloji hayatımızı kolaylaştırıyor doğru; ama eskiden insanlar daha az şüpheci, daha azla yetinir, imkansızlıklardan güzel sürprizler yaratırdı sanki?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BİZE BİRAZ ÇOCUK GÜCÜ GEREK

Yaklaşık on gündür yeğenlerimi görmemiştim. Bugün biraz onlarla vakit geçirdim, çok özlemişim. Çocukların ne güzel bir hayal gücü var, cesurca, korkusuzca, saf bir içtenlikle düşünüyorlar ve istiyorlar. Bir çocuk bir şey anlatırken dikkat edin. Nasıl heyecan ve coşkuyla, gözleri parlıyor anlatırken; çünkü inancı tam. Fantastik bir dünyada yaşıyorlar. İmkansızın anlamını bilmiyorlar, sadece o an gözünde canlandırdığına inanıyor.  Bazen bizim de ihtiyacımız olan bu sanırım.  Saf kalple, inanarak, heyecan ve coşkuyla istemek. Yeğenim yedi ya da sekiz yaşına girdiği seneydi sanırım, bir an önce büyümek istediğini anlatıyordu. Sebebini sordum. 'İstediği zaman, istediği kadar dondurma yemek ve alabilmek.' Buymuş sebebi. Çocuklar için, sadece bizim basit gördüğümüz konular zor. Diğer her şeyi öyle kolay kurguluyorlar ki, tam istedikleri gibi. Ben de biraz hayalperest bir çocuktum. Ben daha çok okuduğum kitaplardan etkileniyordum sanırım. Çocukluğumda şimdikinden daha düzenli kit...

İNSANIN CANININ ÇOK SIKILDIĞI YAŞLAR

Onbeşli yaşlarımı hatırladım bugün, hatta tam onbeş kısmını. Nereden, ne sebeple hatırladım bilmiyorum. O yaşlarda Zonguldak'ta yaşıyordum. Dört katlı bir apartmanın giriş katında oturuyorduk, evin önünde küçük bir bahçe vardı. Sağımızda üç katlı bir apartman vardı. Her bir kat birbirinden bağımsızdı. Alt katta genç evli bir abla vardı, onu çok severdik. Rize'li komik biriydi. Orta katta ise, bir dairede altmışlı yaşlarında bir teyzemiz vardı. Allah huzur içinde yatırsın, çok tatlı, şeker gibi biriydi. Kafa dengiydi, onbeşli yaşlarda bazılarının canı çok sıkılır, ne yapacağını bilemez. Ben de öyleydim :-) Annemi kandıramazsak, o teyzeye söylerdik, sahile vb. bir yerlere gitmek için. Onun bitişiğindeki dairede de, Erzurum'dan gelmiş bir aile yaşardı. Üç tane kızı vardı ve tuvalet camları bizim sokak kapımıza bakıyordu. Bizim kapı zili çalmışsa ya da kapı açılmışsa ve lavobada biri varsa mutlaka kafasını bir çıkarırdı oradan :-)(anne veya üç kızından biri)  Sol tarafım...

SOS-YAL MEDYA

Dün uzun zamandır görmediğim bir arkadaşımı aradım. Yaz başında rahatsızdı, sonrasında aradığımda telefonu kapalıydı, bir daha aramadım. Telefonla iletişim konusunda tembelim. Bugün, az sonra, şimdi müsait değildir, derken zaman geçer. Arkadaşımın, arada facebookta paylaştığı fotoğrafları gördüğüm için, kendimce iyi olduğu sonucuna varmıştım :( Dün ilk aradığımda telefonu kapalıydı yine, görünce o beni aradı. Meğer teşhis ve tedavisi uzun bir hastalığa yakalanmış. Hastalığı yüzünden, yaz tatilini çoğunlukla evde geçirmiş. Ve daha iyileşmemiş :( Sanal aleme öyle bir sardık ki, normalde insan ilişkileri nasıl olurdu unuttuk. Facebookta paylaştığı bir fotoğrafa, bir iletiye göre yorum yapıyoruz kendimizce. Keyfi yerinde, şu an gezmede vs.. Benzer hareketi, kendimde de farkedince, çok kızdım. Fotoğraf örneğini verince başka iletişimsizlikler de geldi aklıma. Evet paylaştıkları sayesinde, tanımadığımız biri hakkında fikir sahibi olabiliriz, bu doğru; ama tanıdığımız birinde duru...